Sam Bankman-Fried için af talebine Trump ret yanıtı verdi. FTX davasında 25 yıllık ceza ve dolandırıcılık iddiaları sonrası kripto clemency tartışması sürüyor.
Sam Bankman-Fried ve FTX konusu, Donald Trump’ın af politikası tartışmalarının merkezine tekrar oturdu. Trump, FTX’in eski kurucusu hakkında gelen af taleplerini açıkça reddetti; bu karar, kriptoya yönelik başkanlık clemency uygulamalarıyla ilgili yeni bir tartışmayı ateşledi.
İçindekiler Tablosu
Kararın arka planı
Sam Bankman-Fried, 2023’te dolandırıcılık ve komplo suçlarından mahkum oldu ve Mart 2024’te 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Hâlihazırda mahkeme kararlarına itiraz sürecini sürdürüyor. Bankman-Fried’in ailesi ve destekçileri daha önce bir af sürecini araştırmış, adımlar atmıştı; ancak Başkan Trump, bu talepleri kabul etmeyeceğini belirtti. Konuyla ilgili detaylar Decrypt tarafından da rapor edildi.
Başkanlık affı ve kripto sektörü
Trump yönetimi 2025’te bazı kripto bağlantılı isimlere af uygulamaları yürüttü; örneğin Ross Ulbricht ve bazı borsa yöneticileri baskın örnekler oldu. Ancak Trump, Bankman-Fried vakasını farklı gördüğünü ve FTX’in neden olduğu kapsamlı müşteri zararı ile mahkeme bulgularını vurgulayarak af konusunda mesafeli durdu.
Neden farklı değerlendiriliyor?
- FTX davası, milyarlarca doların uygunsuz kullanımı iddialarıyla ülke çapında yankı uyandırdı.
- Bankman-Fried hakkında verilen 25 yıllık ceza, davanın ciddiyetine işaret ediyor.
- Diğer af kararlarıyla karşılaştırıldığında kamu güveni ve adalet algısı etkili bir faktör.
Olası etkiler ve piyasa algısı
Bu reddin kısa vadede kripto piyasalarında doğrudan bir fiyat etkisi yaratması beklenmiyor; ancak regülasyon ve siyasi destek tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığı kesin. Trump’ın kriptoya yönelik genel pozisyonu, sektöre yönelik stratejik ve siyasi çıkarların harmanlandığını gösteriyor; bunun küresel rekabette ve regülasyon ortamında yansımaları olabilir.
Sonuç olarak, Sam Bankman-Fried hakkında af düşünülmemesi hem adli süreçlerin ciddiyetine işaret ediyor hem de kripto clemency uygulamalarının tutarlı bir çerçeveye oturtulması gerektiğine dair tartışmaları canlı tutuyor. Konunun sonraki aşamaları ve olası hukuki gelişmeler takip edilmeye devam edecek.

